10 Mart 2017 Cuma

YAŞINI ALMIŞ MUDİLER

EGE CANSEN - MART 2017



Bir bankanın kendini “tasarruf bankası” (İngilizcesi savings bank) olarak konumlandırması “biz bir tasarruf bankasıyız” demekle olmaz. “Mudiler”, yani birikimini bir bankaya “tevdi” edenler her şeyden önce o bankaya itimat etmek (günümüz Türkçesiyle güven duymak) ister. Her ne kadar tasarruf mevduatı, belli kısıtlarla devlet güvencesi altında ise de, bu güvence tasarruf sahibini tam olarak tatmin etmez. Çünkü mudi, bankaya yatırdığı parayı, istediği zaman asık yüzle karşılaşmadan, müşkülata uğramadan ve cezalandırılmadan çekebileceğinden emin olmak ister. Zaman, onun için çok değerlidir. Özellikle yaşlı mudileri, aylar yıllar sonra Mevduat Sigortası’ndan parasını alacağını bilmek kesmez. Bankanın, mudi parasını çekmesin diye dolaylı veya dolaysız ona baskı uygulaması kadar tasarruf sahibini bankanın “güvenilirliğinden” kuşku duymaya iten başka bir şey olamaz. Çıkmayı zorlaştırmak, girmeyi de zorlaştırır

İLGİNÇ VERGİ ÖNERİLERİ: ROBOT VERGİSİ VE İTHALAT VERGİSİ

TUĞRUL BELLİ - MART 2017

Bugünlerde Batı ekonomi camiasını meşgul eden 2 vergi konusu var. Birincisi Trump’ın getirmek istediği ve esasen bir ithalat vergisi olan “sınır düzeltme vergisi” (border adjustment tax). Diğeri ise işgücünün yerini alarak işsizliğe sebep olduğu iddia edilen robotlardan alınması planlanan “robot vergisi”. Bu 2 vergiyle ilgili pek çok ekonomist aleyhte ve lehte fikir beyan etmekte. şahsen bazı kısıtlar altında ithalat vergisinin bir mantığı olabileceğini, ancak robot vergisinin ise külliyen yanlış olduğunu düşünmekteyim.

13 Şubat 2017 Pazartesi

14 Şubat Sevgililer Gününüz Kutlu Olsun..




TL’DEKİ DEĞER KAYBI TEPKİSİZ KALINAMAYACAK KADAR FAZLA

TUĞRUL BELLİ - ŞUBAT 2017

Son 44 ayda Türk Lirası 3 kere “değer kaybı” dönemi yaşadı. Birincisi, eski Fed Başkanı Bernanke’nin ilk defa miktarsal genişlemede kısıtlamayı dile getirmesi ile Haziran 2013’te başladı. Bu döneme Merkez Bankası yüzde 4.5 gibi anormal düşük bir politika faizi ile yakalandı. (Bir noktada ABD’nin para musluklarının kısılacağı bilinmesine rağmen politika faizini bu seviyeye çekmiş olması Erdem Başçı’nın MB kariyerindeki en büyük hataydı.) Sonrasında, hatırlanacağı gibi, MB utangaç bir şekilde, faiz koridoruyla oynayarak, ortalama fonlama faizini %7’lere kadar çıkardı. Ancak, bu da yeterli olmadı, ve 28 Ocak 2014 gecesi faiz oranları 7’den 10’a yükseltilmek durumunda kalınıldı. Böylece, devaluasyonu frenlemek için toplamda %5.5 kadar bir faiz artışı yapılmış oldu. Bu dönemde sepet bazında TL %33 kadar değer kaybetti.

TRUMPİZM’İN BANKACILIĞA ETKİSİ

EGE CANSEN - ŞUBAT 2017



Dünya’nın en büyük devleti ABD’nin başına yine ilginç bir adam geçti: Donald Trump; milyoner bir babanın, emlak işinden milyarder olmuş oğlu. Adamın paraya pula ihtiyacı yok. Zaten başkanlık maaşını da almayacak. Bakanlarının birçoğu da çok ama çoook zengin. Trump, 1980’den sonra müthiş bir gelişme ve yayılma gösteren “küreselleşme” nin nimetlerinden yararlanamayan Amerikan halkının temsilcisi olarak iktidara geldi. Küreselleşme “paranın, malların ve emeğin” ülkeler arasında serbestçe dolaşması anlamına geliyor. Trump’ın iktisadi tercihi ise bunun ters yönünde. “Önce Amerika” (America First) diyor. Yani o bir ulusalcı. ABD’ye ihraç edilmek üzere ucuz emekle Meksika’da üretilen küresel markalı (Ford, Chevrolet, Chrysler, BMW, Toyota v.b.) arabaların ithalinden % 35, Çin’den gelecek mallardan da % 45 gümrük alacağını açıkladı. Yani malların hareketini yavaşlatmak istiyor. Böylece işsiz Amerikalılar iş bulacak. Ayrıca Meksika sınırına yüksek duvar örerek Meksikalı emekçilerin ABD’ye girişlerine engel olmak kararında...

13 Ocak 2017 Cuma

YÜKSEK FAİZİ UNUTUN

EGE CANSEN - OCAK 2017

Özellikle bankacılık sektöründe yaygın bir “yüksek faiz” beklentisi var. Maalesef akademisyen yani “mektepli” veya benim gibi piyasadan yetişme yani “alaylı” iktisat yorumcularının %99’u yüksek faizcidir. Bunu da sözde enflasyon artışına engel olmak için isterler. 2016’ın son aylarında Merkez Bankası’nın faizleri ciddi oranda (mesela 2014 Ocak ayında yaptığı gibi, haftalık repo faizini bir seferde %5,5) artırması gerekir diye konuşup durdular. Ben de yıllardır “Sakın ha! Faizi yükseltmeyin” diye bağırıp durdum. Ama beni dinleyen olmadı. Lakin Cumhurbaşkanı Erdoğan, hangi gerekçeyle olursa olsun, neticede doğru tarafa ağırlığını koydu. Merkez “döviz fiyat artışını durdurmak için faiz silahını çekmelidir” yaygarası bir süreliğine durdu. Pekiyi, ben niye faiz artmamalıdır diyorum?